TTSO Başkan Yardımcısı Baş, akaryakıt sektörünün talepleri ve çözüm önerilerini aktardı

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, akaryakıt sektörünün yapısal sorunlarını, artan maliyetlerin firmalar üzerinde yarattığı baskıları ve küresel enerji gelişmelerinin Türkiye’ye etkilerini değerlendirdi.

“AKARYAKITTA TAVAN FİYAT YERİNE TAVSİYE FİYAT POLİTİKASINA GEÇİLMESİNİ İSTİYORUZ”

TTSO’nun akaryakıt firmalarının da yer aldığı 31’inci Meslek Komitesi’nden meclis üyesi olan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, “Meslek komitemizde 300 üyemiz bulunmaktadır” dedi. Sektördeki en büyük sorunlardan birinin tavan fiyat uygulaması olduğunu belirten TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, “Akaryakıt istasyonlarımızda fiyat EPDK tarafından tavan olarak belirlenmektedir. Bu bize sıkıntı vermektedir. Biz tavsiye politikasına geçilmesini istiyoruz. Yani akaryakıt bayilerimizin kendi fiyatlarını kendilerinin belirlemesini istiyoruz. Mevcut sistem adaletsizlik oluşturuyor. Şehir içinde 30 bin – 40 bin litre yakıt satanla, kırsalda 3 – 5 bin litre yakıt satan akaryakıtçının kâr marjı aynı. Kâr oranları fiyat artışıyla birlikte düşüyor. Yakıt 50 TL iken kâr marjımız yüzde 20 iken, yakıt 80 TL olduğunda bizim kâr marjımız yüzde 12,5’a düşüyor. Ayrıca kamu ihaleleri alan firmalarımızın tamamı da ciddi zararlarla karşı karşıyadır” dedi. Baş, kredi kartı komisyonlarının işçilik maliyetlerini geçtiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“2023 yılında kredi kartı maliyetimiz yüzde 1’di. Faizlerin artması ile bu rakam yüzde 3,5’lara çıktı. Bu artık işçi maliyetlerinin üstünde bir durumdur. Sektördeki talebimiz kredi kartı satışı ile peşin satış fiyatlarının tabelalarda ayrı ayrı yansıtılmasıdır. Nakliye giderleri de özellikle küçük işletmeleri zorlamaktadır. İstasyonlarda nakliye maliyeti yüzde 2,5’a kadar çıkmaktadır. Nakliye maliyetlerimizin dağıtım firmaları tarafından karşılanmasını talep etmekteyiz. Şöyle bir örnek vermek istiyorum; bir köy istasyonu şehre 150-200 kilometre uzaklıkta ve sermayesi yok. 10 bin litre yakıt alıyor. Buna 20 – 30 bin lira nakliye veriyor. Litre başına nakliye maliyeti 2 lira. Diğer tarafta dolum tesisinin yanındaki, sermayesi de olan büyük bir istasyon 30 bin litre yakıt alıyor, maliyeti 0.30 kuruş. Birininki 2 TL, birininki 0.30 kuruş. Bu durumun sektörde ciddi rekabet eşitsizliği oluşturmaktadır.”

“TRAFİĞE ÇIKAN TÜM ARAÇLAR İSTİSNASIZ YAKITINI İSTASYONLARDAN ALMALIDIR”

TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, finansal aracılık sistemleri ve taşıt tanıma uygulamalarına da değinerek, “Bu sistemler maliyet yükü çekmeden satış yapılmasına neden oluyor ve bize zarar veriyor. Maliyet altı satışlar da sektöre zarar vermektedir. Ayrıca son zamanlarda devletimiz kayıt dışını daha çok kontrol etmek amacıyla birçok yükümlülük getirdi. Birçok araç artık kendi depolarından yakıtını kullanamamakta, istasyonlardan direkt almakta. Ama bazı sektörlerde buna müsaade edildi. Bu da arkadan dolanma durumu gibi oluyor. Bizim isteğimiz trafiğe çıkan tüm araçların istisnasız istasyonlardan yakıt almasıdır. Geçmişte uygulanan promosyon sistemleri küçük esnafı zorluyordu. Bu uygulamanın geri gelmesini kesinlikle sektör olarak istemiyoruz. Ayrıca akaryakıtın farklı noktalara gittiği günümüzde sözleşmelerdeki ince yazılar gündeme gelmiştir. Bayilerimizi, sözleşmelerini imzalarken en küçük detaylara bile dikkat etmeleri konusunda uyarıyoruz” dedi.

“İNSANSIZ DOLUM YAKIN, NÖBETÇİ İSTASYON UYGULAMASI TALEP EDİYORUZ”

Baş, artan işçilik maliyetlerine bakıldığında sektörün dönüşmesi gerektiğini de vurgulayarak şunları söyledi:

“Yakın gelecekte insansız doluma alışmamız gerekiyor. Çünkü işçi maliyeti istasyonlarımızda ciddi rakamlara ulaşıyor. Artık insanlarımızın yakıtlarını kendileri dolduracak alışkanlığı edinmeleri gerekiyor. İstasyonlarımızın ticaretinin yüzde 90’ı 07.00- 20.00 saatleri arasında oluyor. Ancak giderlerimizin büyük kısmı da geri kalan zaman diliminde yani gece oluşuyor. Yani gündüz ışıklarımızı yakmıyoruz ama sabaha kadar ışıklarımızı yakmak, marketimizi açık tutmak ve nöbetçi personel bulundurmak zorunda kalıyoruz. Yani gece sattığımız bir ürünle gündüz sattığımız ürün arasında 1’e 20 maliyet farkı oluşmakta. Bu anlamda nöbetçi istasyon uygulamasına geçmeyi talep etmekteyiz.”

“SAVAŞIN ÇİLESİNİ MİNİMUM 2 YIL DAHA ÇEKECEĞİZ”

Dünya genelindeki gelişmelere de değinen TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, enerji arzındaki daralmaya dikkat çekerek şunları söyledi:

“Körfez’de 84 tane enerji tesisi zarar gördü. Bu 84 enerji tesisinin 34 tanesi çok ciddi zarar gördü. Bu ciddi zarar belki de 2 yılda, 3 yılda ancak düzeltilebilecek bir durumda. Sektör olarak akaryakıt fiyatları savaş bittiği gibi duracaktır diye bekliyoruz ama durmayacaktır. Dünyada bugün 100 milyon varil günlük akaryakıt üretiliyor. Bunun 13 milyon varili zarar gören bu tesislerde üretiliyordu. Yani üretim yüzde 13 düştü. Bunun yerine gelmesi için alternatif ülkelerde üretim artışına gidilmesi ya da bu tesislerin hızlıca onarılması gerekiyor. Bu şu anlama geliyor; biz bu savaşın çilesini minimum 2 yıl daha çekeceğiz. Brent petrol bugün 100 dolar seviyelerinde ama 60 dolarlara kısa vadede inmeyeceği bir gerçektir. Bu tüm sektörlere yansıyacaktır. Bugün 200’e yakın akaryakıt tankeri ve 100’e yakın LNG sıvılaştırılmış gaz tankeri Hürmüz Boğazı’nda beklemektedir. Bu savaştan bizim ülkemiz tedarik olarak çok fazla bir sıkıntı yaşamadı. Çünkü biz yakıtımızı İran üzerinden temin etmiyoruz. Tedarikte yokluğa düşmedik. Ama Avrupa’da ciddi tedarik sıkıntısı yaşayan ve yokluğa düşen birçok ülke oldu.”

“ALTERNATİF ENERJİ ÜRETİMİNDE DÜNYANIN ÖNÜNDEYİZ”

Baş, Türkiye’nin alternatif enerji üretiminde büyük yol kat ettiğini ifade ederek, “Dünyada güneş enerjisi yatırımlarını arttıran 7 ülkeden biriyiz. Dünyada güneş enerjisinin payı yüzde 8,7 iken, Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjilerinin toplamı tükettiğimiz enerjinin yüzde 22’si. Dünya ortalaması yüzde 17. Biz ise yüzde 22 ile dünyanın önündeyiz” dedi. Türkiye’de son yıllarda ciddi şekilde ham petrol çıkarıldığını da vurgulayan Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2025 verilerine baktığımızda Türkiye’de günlük 130-135 bin varil, yıllık 48 milyon varil üretim yapılıyor ve bu üretimin büyük bir kısmı Şırnak Gabar’da. Ancak Türkiye’nin günlük yakıt tüketimi 1 milyon varil, biz bunun 135 bin varilini üretebiliyoruz. Yani yüzde 87’sini hala dışarıdan alıyoruz. İthalatımızın yüzde 30-40’lık kısmını Rusya’dan tankerlerle, yüzde 20-25’ini Irak Kerkük-Ceyhan boru hattından, yüzde 10-15’ini Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından alıyoruz. Kazakistan’dan yüzde 5’lik bir alımımız var, Amerika’dan LNG alıyoruz. Boru hattından aldığımız yakıt sürekli güvenli ve en ekonomik olanıdır. Tankerlerle aldığımız yakıtlar maliyet olarak yüksek ve savaş/bombalama gibi risklere açıktır. Bir de Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı yani TANAP var. Yüzde 58’i SOCAR’ın, yüzde 30’u bizim, yüzde 12’si BP’nin. Bu hattan sadece sıvılaştırılmış gaz taşınıyor.”

“İRAN PETROLÜ TRABZON LİMANI ÜZERİNDEN TAŞINABİLİR”

TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, savaşın çıkmasının ardından sektörde kartların yeniden dağıtıldığını vurgulayarak, “Savaşın ardından Amerika-İran arasındaki olaylar açılırsa bizim şehrimiz çok kıymetli bir öneme sahip olabilir. Bugün Bakü ve Kerkük’ten boru hattıyla Ceyhan’a gelen ham petrol, tankerlerle 1000 kilometrenin üstünde bir yolla İzmit’teki tesislere geliyor. Niçin İran’daki petrol Gürbulak sınır kapısından 500 kilometrelik yoldan bizim Trabzon limanına inmesin? İlk aşamada sıfır maliyetle işlenmiş petrol alabiliriz. Gürbulak’tan Trabzon’a gelir, bir kısmı buradaki depolardan iç piyasaya, bir kısmı da limandan gemilerle İstanbul’a taşınabilir. Bu konuşuluyor. Bu uzun vadede bir boru hattıyla beraber de buraya gelebilir. Günün birinde siyasi gerilimler bittiği ve ambargo kalktığı zaman şehrimiz bu anlamda önemli bir enerji üssü olacaktır” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu