İslam Birliği Mümkün mü?
Karşıma çıkan bir haberde, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin savaşın sürmesini istediği, hatta İran’ın tamamen etkisiz hale getirilmesi için Trump’a ciddi miktarda para teklif ettikleri iddia ediliyor.
Körfez ülkelerinin nüfusları sınırlı, sanayi altyapıları zayıf. Bazılarında önemli bir Şii nüfus bulunmasına rağmen yönetim Sünni elitlerin elinde. İran’ın bu Şii nüfus üzerindeki etkisini artırma isteği, bölgedeki monarşileri tedirgin ediyor. Kendi başlarına güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmayan bu ülkeler, haraçlarını verip güvenliklerini ABD’ye bağlamış durumdalar. Bu durum, onları fiilen bağımlı hale getiriyor.
İran ise daha kalabalık nüfusu ve geliştirdiği savunma sanayisiyle bu ülkelerden ayrışıyor. Eğer İran ABD etkisi altına girerse, Körfez yönetimleri için bir tehdit olmaktan çıkacak. Bu da bölgedeki yönetimlerin kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlayacak.
Bölge açısından İsrail ne kadar tehlikeli bir aktörse, Körfez’deki yönetimler de o kadar tehlikeli. Kendi iktidarlarını koruma uğruna ABD-İsrail kuklası olmaktan çekinmiyorlar. ABD’nin desteği olmadan bu yönetimlerin uzun süre ayakta kalamayacağı kesin. Bunu bildikleri için tam teslimiyet içindeler.
İslam birliği söylemi ise bu ülkeler için farklı bir anlam taşıyor. Onların “İslam birliği” anlayışı, Türkiye’deki algıdan oldukça farklı. Onlar için bu birlik, Batı’ya karşı değil; İran’a karşı şekillenen bir ittifak anlamına geliyor. Aynı kavrama bambaşka pencerelerden baktığımız ortadayken İslam birliği kurulması mümkün görünmüyor.
