İstatistiğin Ustası: Mustafa Hoca’nın Hatırası

Karadeniz Teknik Üniversitesinden hocam olan Prof. Dr. Mustafa Köseoğlu’nun, geçirdiği kalp krizi sonucu 53 yaşında hayatını kaybettiği haberini okuyunca bir anlık şok yaşadım. Onunla geçirdiğimiz dersler, sınıfta kurduğumuz diyaloglar bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Öğrencilerin en çok zorlandığı derslerin başında onun dersi olan İstatistik gelirdi. Onun dersinden geçmek, öğrenciler için neredeyse efsanevi bir meseleydi.

Bütün derslerimden AA almışken yalnızca onun dersinden kalmıştım. Ders arası verildiğinde yanına gidip telefonumdan notlarımı gösterdim.

“Hocam, tüm derslerim AA, sadece sizin dersinizden kaldım” deyince yüz ifadesinin hafifçe değiştiğini fark ettim.

“Nerede hata yapıyorum, ne yapmalıyım?” diye sordum.

Kısa ve net bir cevap verdi: “Daha çok çalışmalısın.”

Kaynak önerip önermeyeceğini sorunca ise “Benim kitabım yeterli” dedi.

Onun cümlelerinde hiç dolambaç yoktu; ama yoktu, fakat yoktu… Netti, kararlıydı.

Disiplinliydi, ama o disiplinin ardında öğrencisine değer veren sıcak bir kalp vardı. Karşısında dersi ilgiyle dinleyen bir grup bulduğunda gözlerindeki ışık artardı. O an ders anlatan bir hoca değil, işini seven bir insan görürdüm.

Tekrar derslerinde yoklama almazdı, bu yüzden sınıfımız 20 kişiyi geçmezdi. Bizim grubun tamamı derse ilgiliydi. Derse girdiğinde bazen “Benim küçük grubum” diyerek bize olan sevgisini ifade ederdi. Bazen şakalaşır, dersten kopmadan kısa sohbetler açardı; örneğin futboldan konuşurduk. Aslında öğrencinin ilgisini toplar, sonra ustaca yeniden derse dönerdi.

Derste gereksiz konuşmaya pek tahammülü yoktu. Bir gün, yanımdaki arkadaşa anlamadığım bir konuyu tahtayı göstererek sormuştum. Konuştuğumuzu fark etmişti ama biz farkında değildik. Bir anda göz göze geldik. İçimden “Eyvah, şimdi azar işiteceğiz” dedim. Fakat susup bizi izlemiş. Dersi tartıştığımızı görünce hiçbir şey söylemedi. Yüzünde hafif bir memnuniyet vardı. O anda şunu anladım: O, çalışana kızmazdı. O, öğrenmeye çabalayana değer verirdi.

Disiplini kadar, öğrencinin çabasına değer veren bir eğitimciydi.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: O, yalnızca bir hoca değildi. Sabırdı, disiplinin ardındaki merhametti, çalışmanın değerini sessizce anlatan bir rehberdi.

Kalbimizde iz bırakan insanlar, aslında hiçbir zaman gerçekten gitmiyor…

Tahsin Bakır
✉️ tahsin@haberzon.com.tr
Yazarın tüm yazılarını gör →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu