Onuachu yoksa Batagov var
Trabzonspor’un İstanbulspor’la oynadığı kupa maçının ilk yarısında açıkçası “eyvah” dedik. Bordo-mavililerin kötü oyunu, teknik direktör Fatih Tekke’nin yüzüne de net şekilde yansıdı. Sanki olası bir kötü sonucun ardından basın toplantısında neler söyleyeceğini şimdiden kafasında kurmaya başlamış gibiydi. İlk yarıda ortaya konan futbolla sahadan galip ayrılabileceğini düşündüğünü sanmıyorum.
İkinci yarıda İstanbulspor’un 10 kişi kalmasıyla birlikte Trabzonspor yavaş yavaş maça ağırlığını koymaya başladı. Skor 1-1 giderken sahneye Batagov çıktı. Batagov, savunmada, orta sahada ve hücuma çıktığı anlarda her zaman pozitif işler yapan bir futbolcu. Sahanın her bölgesinde oyunu bu kadar doğru oynayan başka bir futbolcu var mı, insan gerçekten sormadan edemiyor.
Maç 1-1’e sıkışmışken herkes golü hücum oyuncularından beklerken, bir savunma oyuncusunun ceza sahasına doğru zamanda girip doğru pozisyonu alarak kafayı vurması ve golü atması maçın kırılma anı oldu. Batagov’un bu kadar iyi olmasına mı sevinelim, yoksa onca orta saha ve hücum oyuncusu varken gol yükünün ona kalmasına mı üzülelim, doğrusu bilemedim.
Trabzonspor, Batagov’un golüyle 2-1 öne geçince futbolcuların üzerindeki stres de dağıldı. Bu rahatlamayla birlikte ataklar peş peşe gelmeye başladı ve maç sonunda 6-1’lik net, tartışmasız bir galibiyet ortaya çıktı.
Trabzonspor’a geldiğinden beri beklenen performansı bir türlü ortaya koyamayan Olaigbe için de iki kelime etmek istiyorum. Top ayağına her geldiğinde bireysel çözümleri zorlaması, takım oyununu zaman zaman sekteye uğratıyor. Oysa basit oynadığında, pası doğru zamanda verdiğinde hem kendisi hem de takım için çok daha faydalı olabileceğini son maçta da gösterdi. Olaigbe’nin asıl ihtiyacı, yeteneğini değil, oyun aklını ön plana çıkarmayı öğrenmek.
Nitekim Trabzonspor skoru 3-1’e getirdikten sonra Olaigbe de muhtemelen yorulmuş olacak ki, çalım denemek yerine daha paslı oynamaya başladı. İşte o anlarda ne kadar etkili olabildiğini hep birlikte gördük. Topu ayağında fazla tuttuğunda rakip savunma yerleşiyor; ancak topu hızla oyuna soktuğunda, üstelik son derece akıllı paslar attığında ortaya inanılmaz güzel işler çıkıyor.
Olaigbe, topu ayağına aldığı her pozisyonda iki çalım denemek yerine pası tercih edip takımın oyun hızını artırabilirse, Trabzonspor için çok daha verimli bir oyuncu haline gelir. Sorunu yetenek değil; verimli oynamayı henüz tam olarak öğrenememiş olması. Yoksa iyi bir futbolcu, sadece oyunu doğru okumayı biraz daha geliştirmesi gerekiyor.