Fındığımız Reisimize Feda Olsun, Önce Vatan!
Önüme sosyal medyada yapılan bir paylaşım düştü. Konu fındık fiyatlarıydı. Vatandaşlar, açıklanan fiyatlar hakkında düşüncelerini dile getiriyor, üreticinin yaşadığı sıkıntıları tartışıyordu. Ancak yorumlardan biri dikkatimi çekti. Fındık fiyatları konuşulurken bir vatandaş konuyu bir anda vatana bağlamıştı. Bu birkaç satırlık diyalog, aslında bugün Karadeniz’de değişen siyasi ve toplumsal anlayışı anlatmaya yetiyor.

Fındık fiyatı üreticiyi memnun etmiyor. Maliyetler artmış, emeğin karşılığı azalmış, üreticinin geleceğe dair umudu zayıflamış. Fakat konu fındık fiyatına geldiğinde bazı insanların verdiği cevap artık ekonomik değil, siyasi oluyor:
“Önce vatan.”
Sanki fındığın kilosunun kaç liradan satıldığını sorgulamak vatana karşı çıkmakmış gibi…
Sanki üreticinin emeğinin karşılığını istemesi bir siyasi suçmuş gibi…
Sanki iktidarın ekonomi politikalarını eleştirmek, ülkeyi sevmemek anlamına geliyormuş gibi.
Oysa bir insanın “Ben bu fiyata fındık üretmekte zorlanıyorum” demesiyle “Ben vatanımı sevmiyorum” demesi arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir?
Asıl düşündürücü olan da burada başlıyor.
Karadeniz insanı geçmişte siyasi tercihlerini büyük ölçüde cebine, tarlasına ve bahçesine bakarak yapardı. Fındığın fiyatı yükseldiğinde memnun olur, düştüğünde tepki gösterirdi. Sandıkta da bunun bir karşılığı olurdu. Çünkü üretici biliyordu ki siyasetçinin görevi sadece ülkenin büyük meseleleri hakkında konuşmak değil, vatandaşının geçimini de kolaylaştırmaktır.
Bugün ise bazı kesimlerde farklı bir anlayış ortaya çıktı.
İktidara yönelik en küçük ekonomik eleştiri bile hemen başka bir alana çekiliyor. Fındığın fiyatını soruyorsun, konu vatana geliyor. Çiftçinin kazancını konuşuyorsun, “milli mesele” deniliyor. Ekonomik politikayı eleştiriyorsun, sanki ülkeye düşmanlık etmişsin gibi davranılıyor.
Bu, sağlıklı bir siyasi tartışma değildir.
Çünkü vatan sevgisi ile hükümet politikalarını birbirinden ayırabilmek gerekir.
Bir hükümeti eleştirmek devleti eleştirmek değildir.
Bir fiyat politikasını eleştirmek vatana ihanet değildir.
Tam tersine, vatandaşın yöneticisinden hesap sorması demokratik hayatın en doğal parçasıdır.
Üstelik “önce vatan” diyerek fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik sorunu görünmez hale getirmek, aslında vatan kavramını da gereksiz yere siyasetin içine çekmektir.
Vatan; o toprakta yaşayan çiftçidir, işçidir, esnaftır. Sabah bahçesine giden üreticidir. Yıllarca emek verdiği toprağından çocuklarının geçimini sağlamaya çalışan insandır.
Üretici toprağından para kazanamıyorsa, gençler tarımdan uzaklaşıyorsa, bahçeler yaşlıların omuzlarında kalıyorsa burada konuşulması gereken şey “Kim daha vatansever?” tartışması değil, “Bu insanları üretimde nasıl tutacağız?” sorusudur.
Bugün fındık üreticisinin söylediği söz basittir:
“Emeğimin karşılığını istiyorum.”
Buna verilecek cevap da aynı sadelikte olmalıdır.
“Emeğinin karşılığını nasıl verebiliriz?”
Yoksa “Önce vatan” diyerek ekonomik bir sorunu siyasi sadakat testine çevirmek, üreticinin gerçek problemini çözmez.
Fındık üreticisinin de vatan sevgisini kanıtlamak için zararına üretmek zorunda olmadığı unutulmamalıdır.