Ertuğrul Doğan Kendi Sonunu mu Hazırlıyor?
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, son dönemde attığı adımlarla bana Fenerbahçe Başkanı Ali Koç dönemini hatırlatıyor. Hani şu yıllarca şampiyonluk bekleyen, şampiyonluk gelmeyince her sezon kadroyu sil baştan değiştiren Fenerbahçe’yi…
Bir türlü sonuç alınamayınca futbolcular değişti. Olmadı, yıldız futbolcular geldi. Yine olmadı, teknik direktörler değişti. Bir hoca gitti, diğeri geldi. O da olmadı. Sonunda dünyanın en tanınmış teknik direktörlerinden biri olan Jose Mourinho takımın başına getirildi.
Ama sonuç yine değişmedi.
Çünkü mesele yalnızca futbolcu değildi. Mesele yalnızca teknik direktör de değildi. Asıl sorun, her başarısızlığın ardından yeniden başlama anlayışıydı.
Fenerbahçe her sezon yeni futbolcularla yeni bir takım kurdu. Takımın iskeleti bir türlü oturmadı. Futbolcular birbirlerine alışamadan kadro yeniden değişti. Birlikte oynama kültürü oluşmadan yeni transferler geldi.
Yıldızlar vardı. Paralar harcandı. İsimler büyüktü. Ama takım olamadılar.
Ve sonunda Ali Koç, Fenerbahçe’de yıllardır denenen hemen her şeyi denemiş bir başkan olarak görevini bıraktı.
Şimdi aynı filmin Trabzonspor versiyonunu mu izliyoruz?
Bana göre tehlike çanları tam da burada çalıyor.
Geçtiğimiz sezon üçüncü olan, belli bir oyun yapısı ve kadro iskeleti oluşmuş Trabzonspor’un üzerine birkaç doğru takviye yapmak yerine neredeyse yeni bir takım kuruldu.
14 yeni transfer…
Ardından hazırlık maçları beklentilerin altında kaldı. Bu kez çözüm yine transferde arandı. Dünyanın en büyük yıldızlarından biri olan Mohamed Salah kadroya katıldı. Herkes doğal olarak umutlandı.
“Şimdi işler değişecek” denildi.
Değişmedi.
Ardından Fabinho geldi. Yine olmadı.
Bu kez teknik direktör Fatih Tekke ile yollar ayrıldı.
Şimdi yeni bir teknik direktör aranıyor.
Üstelik Ertuğrul Doğan’ın yaptığı son açıklamalara bakılırsa transfer defteri de henüz kapanmış değil. Başkan, eksik görülen bütün bölgelere takviye yapılacağını söylüyor. Yani futbolcusundan hocasına kadar neredeyse yeni bir Trabzonspor kuruluyor.
Peki bu doğru mu?
İşte benim asıl endişem burada başlıyor.
Futbol, Football Manager değildir. Futbolda çok basit ama çoğu zaman unutulan bir gerçek vardır:
Bir takım, sadece iyi futbolcuların yan yana getirilmesiyle iyi takım olmaz. Futbolcuların birbirine alışması gerekir. Birbirlerinin ne yapacağını bilmeleri gerekir. Kimin hangi koşuyu yapacağını, kimin hangi boşluğa gireceğini, kimin ne zaman pas isteyeceğini öğrenmeleri gerekir. Bir futbolcunun yeteneğini takım arkadaşının keşfetmesi zaman alır. Birlikte oynadıkça otomatikleşen hareketler vardır. Bir takımın oyun hafızası oluşur. Bunun adı da uyumdur. Ve bunun kısa yolu yoktur.
Siz her kötü sonuçtan sonra üç futbolcu gönderip beş futbolcu alırsanız, ertesi sezon başka üç futbolcuyu gönderip beş yıldız daha getirirseniz, aslında sürekli aynı problemi yeniden üretirsiniz. Çünkü takım daha birbirini tanımadan yeniden değişmiştir.
Yıldız transferi başarı garantisi değildir.
Salah’ın transferine kimse itiraz etmez. Fabinho gibi bir futbolcunun kalitesini de tartışacak değiliz.
Ancak futbolda bir gerçek var:
Yıldız futbolcu transfer etmek başka, yıldızlardan takım yaratmak başka şeydir.
Dünyanın en iyi futbolcularını aynı formayı giydirmek, dünyanın en iyi takımını kurduğunuz anlamına gelmez. Önce bir iskelet kurarsınız. Sonra doğru oyuncuları o iskeletin üzerine monte edersiniz. Eksik bölgeyi tamamlarsınız. Oyuncular birbirlerine alışır. Sistem oturur. Takım büyür. Trabzonspor’da ise bunun tam tersine doğru gidildiği görüntüsü oluşuyor.
İşler yolunda gitmeyince yine transfer…
Olmayınca bir transfer daha…
Sonra teknik direktör değişikliği…
Sonra yeni transfer…
Sonra yeni hoca…
Bu döngü tehlikelidir.
Çünkü bir noktadan sonra başarısızlığın nedeni artık futbolcu olmaktan çıkar. Yönetim anlayışının kendisi sorgulanmaya başlanır.
Ertuğrul Doğan’ın önünde hala çok önemli bir fırsat var. Yeni gelecek teknik direktöre zaman verip bu kadroyu bir arada oynatabilir. Sürekli kadroyu değiştirmek yerine mevcut oyunculardan bir takım yaratmayı deneyebilir.
Ama yeni teknik direktör de başarılı olamaz ve ardından yine transfer operasyonu başlarsa, Trabzonspor’un girdiği döngü çok daha tehlikeli bir hale gelir.
Çünkü o zaman taraftarın sorusu değişir.
“Takımda hangi futbolcu eksik?” diye sormaz.
“Hocayı mı değiştirelim?” diye de sormaz.
Şunu sormaya başlar:
“Acaba sorun başkanın yönetim anlayışında mı?”
İşte Ertuğrul Doğan’ın asıl korkması gereken soru budur.
Çünkü bir başkan için en tehlikeli nokta, taraftarın artık futbolcuyu, hocayı değil başkanın kendisini tartışmaya başlamasıdır.
Ali Koç’un Fenerbahçe’deki hikayesinin sonu da tam olarak buraya geldi. Yıllarca büyük paralar harcandı. Yıldızlar getirildi. Hocalar değiştirildi. Her sezon yeni umutlar yaratıldı. Ama şampiyonluk gelmedi. Ve sonunda taraftarın sabrı tükendi.
Bugün Ertuğrul Doğan da aynı yolda yürümek istemiyorsa, artık sürekli “bir transfer daha” demek yerine “bu takımı nasıl takım haline getiririz?” sorusunun cevabını bulmak zorunda.
Çünkü Trabzonspor’un artık bir futbolcuya daha değil, istikrara ihtiyacı var.
Bir yıldız daha değil, oturmuş bir takım gerekiyor.
Bir hoca daha değil, doğru hocaya zaman vermek gerekiyor.
Aksi halde bugün alkışlarla yapılan transferler, yarın başkanın önüne konulan hesap defterine dönüşebilir.
Ve o zaman mesele artık Salah da olmaz, Fabinho da…
Mesele Fatih Tekke de olmaz, ondan sonra gelecek teknik direktör de…
Mesele şu olur:
“Başkan, bu takımı neden bir türlü takım haline getiremedi?”
Eğer yeni teknik direktör de başarısız olur ve aynı döngü devam ederse, Ertuğrul Doğan’ın önündeki yolun nereye çıkacağını tahmin etmek hiç de zor olmayacaktır.
Ali Koç’un düştüğü çukurun kenarında duruyor.
Umarım içine düşmez.