Aral Şimşir’in Önündeki En Büyük Engel: Kendisi!

Trabzonspor, UEFA Konferans Ligi’nin ilk haftasında Finlandiya temsilcisi KuPS Kuopio’yu deplasmanda 4-2 mağlup ederek Avrupa serüvenine galibiyetle başladı. Mohamed Salah’ın 1 gol ve 1 asistlik performansı ise karşılaşmaya damga vurdu.

Salah’ın Onuachu’ya attığı pas, adeta yeteneğin sahaya yansımış haliydi. Sanki topu eliyle alıp Onuachu’nun önüne bıraktı. Onuachu’ya sadece topu sürüp golü atmak kaldı.

Attığı gol ise şapka çıkarttırır.

Salah, kafasını önüne eğerek oynayan bir futbolcu değil. Top ayağına geldiğinde takım arkadaşlarının sahadaki konumlarını önceden hafızasına kaydetmiş, pası kime vereceğine çoktan karar vermiş gibi hareket ediyor. Sanki pozisyonu daha top kendisine gelmeden zihninde hazırlamış, geriye yalnızca uygulamak kalmış.

İşte gerçek yetenek tam da burada ortaya çıkıyor.

Salah’ı izlerken bir de Aral Şimşir’e bakıyorum. Topu ayağına aldığında kafasını önüne eğmesini, çevre kontrolünü ihmal etmesini ve çoğu zaman takım arkadaşlarını görmezden gelmesini anlamakta zorlanıyorum.

Aral hızlı, teknik ve adam eksiltme becerisi yüksek bir futbolcu. Ancak top ayağına geldiğinde sanki bütün hücumu tek başına bitirmek zorundaymış gibi davranıyor. Önüne bir rakip çıkıyor, onu geçiyor. İkincisi geliyor, onu da geçiyor. Derken ceza sahasının önüne ulaşıyor. Fakat bu kez karşısında üç-dört kişilik bir savunma duvarı var.

Ne yapıyor?

Onları da çalımlayıp gol atmaya çalışıyor!

Oysa futbol, yalnızca rakip geçme oyunu değil. Bazen bir adamı geçmek, doğru zamanda doğru arkadaşına pas vermek için yapılır. İki rakibi eksiltip ceza sahasının önüne kadar gelmişsen, üçüncü ve dördüncü rakibi de geçmek zorunda değilsin. Yanındaki arkadaşın senden daha uygun durumdaysa atacağın tek bir pas, takımına yüzde yüzlük gol pozisyonu hazırlayabilir.

Ama Aral, çoğu zaman bu seçeneği değerlendirmek yerine bireysel yeteneğiyle sonuca gitmeye çalışıyor. Üstelik bu ısrar, hem kendisini çabuk yoruyor hem de hücumların etkisini azaltıyor. Ceza sahası önünde kaybettiği toplar, Trabzonspor’un rakibine tehlikeli geçiş hücumları yapma fırsatı veriyor.

Aral’ın sorunu yeteneksiz olması değil. Tam tersine, sahip olduğu yeteneği zaman zaman yanlış kullanması.

Yetenek var, hız var, adam eksiltme var. Peki ya oyun aklı?

Teknik direktör Thomas Reis’in Aral’a futbolun tek kişilik bir oyun olmadığını, takım arkadaşlarıyla yardımlaşmanın ve doğru karar vermenin önemini anlatması gerekiyor. Nitekim Aral, zaman zaman daha fazla pas yaptığında, arkadaşlarıyla verkaçlara girdiğinde ve topu ayağında gereğinden fazla tutmadığında Trabzonspor’un hücum gücünü önemli ölçüde artırıyor.

Aral’ın adam geçme becerisi çok değerli. Bir rakibi geçtiğinde takımına sayısal üstünlük kazandırıyor. İkinci rakibi de eksilttiğinde ceza sahası çevresinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Tam da bu noktada doğru pası verebilse, Trabzonspor için çok daha fazla gol pozisyonu üretebilir.

Ancak o, bazen bütün bunları yaptıktan sonra bile topu bırakmak istemiyor. Kendine güveniyor, yeteneğine güveniyor, fiziğine güveniyor. Bunlar elbette önemli özellikler. Fakat bunların yanına çevre kontrolünü, oyun görüşünü ve doğru karar verme becerisini de eklemesi gerekiyor.

Mohamed Salah’ın Aral Şimşir’e öğretebileceği en önemli şey de bu: Büyük futbolcu, yalnızca yapabildikleriyle değil, ne zaman ne yapması gerektiğini bilmesiyle de fark yaratır.

Aral gerçekten yetenekli bir futbolcu. Fakat yeteneğini takım oyununun hizmetine sokmayı başarırsa çok daha üst seviyelere çıkabilir. Bireysel becerilerini doğru paslarla ve oyun aklıyla birleştirdiği gün, Türkiye’nin en kaliteli futbolcularından biri haline gelmesi hiç de zor değil.

İşte o zaman Aral Şimşir’i durdurmak çok daha zor olacak.

Tahsin Bakır
✉️ tahsin@haberzon.com.tr
Yazarın tüm yazılarını gör →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu