Trabzonspor’da Potansiyel Sahaya Yansımıyor

Trabzonspor kendi sahasında Fenerbahçe’ye 3-2 mağlup oldu. Bu sonuç tribünlerin beklediği bir tablo değildi. Maç bitti, stattan yükselen tek ses vardı: “Yönetim istifa!”

Derbiler teknik adamların karnesidir. Ve ne yazık ki Fatih Tekke bir derbiyi daha kazanamadı. “Kadro dar” mazereti inandırıcı değil. Çünkü ortada küçümsenecek bir oyuncu grubu yok.

Oulai için 50 milyon Euro talep ediliyor. Batagov’un değeri 30 milyon Euro olarak konuşuluyor. Agusto’ya 15 milyon Euro teklif geldiği söylendi. Muçi Avrupa kulüplerinin radarında. Folcarelli yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa verilerine göre en çok top kazanan oyuncular arasında zirvede. Onuachu gol krallığına oynuyor. Mustafa Eskihellaç Türkiye’nin en hızlı oyuncularından biri olarak anılıyor. Neredeyse her hafta Avrupa’dan scout ekipleri Trabzonspor futbolcularını takip ediyor.

Bu tablo bize ne söylüyor? Takımın en az yarısı kaliteli ve piyasa değeri yüksek ayaklardan oluşuyor. Böyle bir kadroya “yetersiz” demek kolaycılık olur.

Bu kadro, kendi sahasında Fenerbahçe’ye kaybedecek kadar zayıf bir kadro değil. Sorun kalite eksikliği değil; sorun o kaliteyi sahaya doğru yansıtamamak.

Ve futbolun gerçeği nettir: Oyuncu değerliyse ama takım kazanamıyorsa, tartışma doğal olarak teknik direktöre döner.

Paul Onuachu’nun attığı gole bakın. Sanki penaltı kullanır gibi, kusursuz bir kafa vuruşu. Ceza sahasında Onuachu’ya top indirmek neredeyse penaltı kazanmakla eş değer. Böyle bir silahın varsa, planın bellidir: Topu oraya taşırsın, gerisini o halleder.

Aylar geçmiş… Ama Onuachu’yu düzenli ve doğru şekilde besleyen bir oyun yapısı hala yok. Oysa takımın en net, en etkili hücum silahı o. Bu kadar dominant bir hava gücüne sahip bir forvetin varsa, kenar organizasyonların, ortaların, ikinci topların ezbere işlemesi gerekir.

90 dakika boyunca Onuachu’ya taşınabilen net top sayısı iki ya da üçü geçmiyorsa burada oyuncuyu değil sistemi sorgulamak gerekir. Onuachu ceza sahasında hedef santrafor olarak bekliyorsa, o top oraya gidecek. Gitmiyorsa sorun bireysel kalite değil, organizasyondur. Ve organizasyon doğrudan teknik ekibin işidir.

Fatih Tekke bu şehrin evladı. Trabzon’un içinden çıkmış, bu formayı terletmiş, bu arma için mücadele etmiş bir isim. Elbette böyle bir değere sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum.

Ancak futbol duygularla değil, gelişimle ilerler. Tekke’ye destek vermek; hataları görmezden gelmek değil, eksiklerini açıkça ortaya koyup gelişimine katkı sunmaktır. Amacımız onu acımasızca yıpratmak değil, daha iyi bir teknik direktör olmasına katkı sağlamaktır.

Eleştiri düşmanlık değildir. Tam tersine, büyük hedefleri olan kulüplerde eleştiri gelişimin yakıtıdır. Umarız önümüzdeki haftalarda hem oyun organizasyonu hem de derbi performansı açısından daha güçlü bir Trabzonspor izleriz. Çünkü bu şehir de, bu kadro da, bu teknik heyet de daha iyisini yapabilecek potansiyele sahip.

Tahsin Bakır
✉️ tahsin@haberzon.com.tr
Yazarın tüm yazılarını gör →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu