Milli Çöküş

Türkiye, 2026 Dünya Kupası’ndaki ikinci maçında ABD karşısında 4 gol yiyen Paraguay’a 1-0 mağlup oldu. Paraguay’ın henüz 64. saniyede bulduğu gol, turnuvada atılan en erken gol olarak kayıtlara geçti. Dünya Kupası’nın en kötü performans gösteren takımlarından biri haline gelmek ise Türk futbolu adına büyük bir utançtır.

Bu sonucun en büyük sorumlusu teknik direktör Vincenzo Montella’dır. Türkiye’nin kapanan savunmalara karşı üretkenlik sorunu yaşadığı yeni bir durum değildir. Bu eksiklik bilinmesine rağmen Montella’nın buna yönelik etkili bir plan geliştirememesi, farklı oyun seçenekleri oluşturamaması ve gerekli önlemleri almaması bu başarısızlığın temel nedenlerinden biridir.

Montella’nın kadro tercihlerindeki en büyük eksiklerden biri de farklı oyun planlarına uygun oyuncular seçmemesiydi. Hava toplarında etkili olabilecek bir santrfor yoktu. Rakibin ceza sahasına yüklendiğiniz anlarda kullanabileceğiniz alternatif bir planınız bulunmuyorsa, tek bir oyun anlayışına mahkum kalırsınız. Montella elindeki ezberi uygulamaya çalıştı. Ancak bu kez o ezber işlemedi.

Sıkça dile getirilen “Türkiye Dünya Kupası’na forvetsiz gitti” eleştirisi ise daha derin bir soruna işaret ediyor. Bunun tek sorumlusu Montella değildir. Asıl sorumluluk, yıllardır uygulanan yabancı futbolcu politikalarında aranmalıdır.

Dört büyük kulübün gol yükünü taşıyan isimlerin tamamı yabancı futbolculardan oluşuyor. Türkiye’nin yetiştirdiği golcü oyuncuların önündeki alan giderek daralıyor. Yıllardır Süper Lig’de gol krallığı yarışında yabancı futbolcular hakimiyet kurmuştur. Böyle bir resimde milli takımın forvetsiz kalması sürpriz değildir.

Şimdi ise mevcut yabancı kuralı da yeterli görülmüyor ve sınırsız yabancı futbolcu sistemi tartışılıyor. Oysa son yıllarda uygulanan yüksek yabancı kontenjanı Türk futboluna pek bir şey kazandırmadı. Türk takımları yine Avrupa’dan eli boş dönüyor.

Bunca yabancı futbolcuya rağmen Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor Avrupa kupalarında beklenen başarıları gösteremedi. Galatasaray zaman zaman önemli sonuçlar alsa da sürdürülebilir bir Avrupa başarısından söz etmek mümkün değil. Ne kulüpler düzeyinde ne de milli takım seviyesinde istikrarlı bir yükseliş yaşanmadı.

Arada elde edilen bazı başarılar elbette vardır. Ancak bunlar kalıcı bir futbol ekolünün ürünü olmaktan çok dönemsel çıkışlar olarak kalmaktadır. Türk futbolunun gerçekten gelişmesi isteniyorsa, yabancı futbolcu sayısının yeniden tartışılması gerekir. Yerli oyuncuların forma şansı bulamadığı, genç yeteneklerin gelişim alanı bulamadığı bir sistemin milli takıma güçlü bir oyuncu havuzu oluşturması mümkün değildir.

Yabancı futbolcu sayısına sınırlama getirilmezse Türk futbolu, bugün olduğu gibi yarında Türk milletinin boynunu bükük bırakmaya devam edecektir.

Tahsin Bakır
✉️ tahsin@haberzon.com.tr
Yazarın tüm yazılarını gör →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu